Açlık Planı

Açlık Planı

AÇLIK PLANI NEDİR?

  Açlık Planı ana hatları Herbert Backe tarafından belirlenen, bununla birlikte Heinrich Himmler gibi üst düzey Nazi yöneticilerinin de katkı sunduğu, Nazi Almanyası'nın gıda talebini güvence altına almayı hedeflemiş plandır.

   İkinci Dünya Savaşında Nazilerin Sovyet savaş esirlerine yönelik işledikleri savaş suçları kapsamında incelenmiş ve Nürnberg Uluslararası Ceza Mahkemesince savaş suçu olarak belirlenmiştir. 


   Nazi Almanyası Lebensraum olarak bilinen doğu bölgelerinde yaşam alanı elde etmek ve bölgeyi sömürge haline getirmek amacıyla Sovyet coğrafyasına topyekûn bir imha savaşı başlattı ve Rus coğrafyasında büyük soykırımlar yaptı.

   Nasyonal sosyalizme dayanan ırkçı ve antikomünist tutumları nedeniyle savaş sırasında ele geçirdiği esirleri yok etme yolu izledi. Nazi liderleri bu kapsamda çok sayıda bildiri yayımladı; Barbarossa Kararnamesi Nazi subaylarına yargısız infaz yetkisi verdi, Komiser Emri Sovyet siyasi komiserlerin tamamının derhal idam edilmesini emretti. Esir alınanlar sadece askerler değildi, Komünist Parti çalışanları, herhangi bir Sovyet organında görev yürütenler, çatışma bölgelerindeki tüm sivil erkekler esir kapsamına alındı. 

   Tabi bu yargısız infazlara ordu içinde karşı çıkan generaller oldu.Mainstein ve Guderian gibi.Ancak maalesef talepleri kabul edilmedi.Bu savaşın daha önce görülmemiş bir savaş olduğunu ve bunların yapılması gerekliliği söylenip duruldu.

   Nazi liderleri Açlık Planı hazırladı ve savaş sonrasında yaklaşık 30 milyon insan açlıktan öleceği varsayıldı.

   Wehrmacht Ana Ekonomik Bölümü tarafından 23 Mayıs 1941 tarihli "Doğu'daki Örgütler için Politik-ekonomik Kılavuzlar" isimli bildirisi esirlerin beslenmesi konusunda büyük bir etkiye sahipti. 

   Savaş ilerlediğinde Nazi personeline, ön cephelere ve Sovyetlerin ulaşım altyapısına uzak mesafelere merkez depolardan yeterli miktarda malzeme tedarik etmenin son derece zor olduğu ortaya çıktı. Bu durum sonrasında, 1941 ve 1942'de "Alman ordusunun Rusya kaynaklarıyla besleneceğine" karar verildi.Bu amaçla Naziler Sovyetler Birliği'nin en verimli tarımsal alanlara sahip güney bölgelerindeki gıdalara büyük ölçüde el koyma niyetindeydiler. Zamanla Nazi planları daha da hızlandı ; el koyulan gıdalar yalnızca cephede asker beslemekle kalmadı, aynı zamanda Nazi Almanyası'nın sivil nüfusu için savaşı aşırı masraf olmadan sürdürmesine izin verdi. 

   Nazi liderleri kasıtlı olarak bu emirleri çıkardılar ve planların uygulanması sonucunda yaklaşık 30 milyon insan açlıktan öleceği varsayıldı. Bu nedenle gerek Sovyet halkı gerekse günümüz dünyası bu kılavuz bildirileri "Açlık Planı" olarak adlandırmıştır.


Alman askerleri Rus esirlere erzak veriyor ( Temmuz 1941).Verilen erzaklar özellikle düşük kaliteliydi.


   Plan, Adolf Hitler'in Aralık 1940’ta Sovyetler Birliği’ni işgal etme niyetini açıklamasından hemen sonra hazırlanmaya başlandı. 

   2 Mayıs 1941’e kadar yüksek oranda ana  kararlar alındı ve tüm büyük Nazi devlet bakanlıkları ile General Georg Thomas  başkanlığındaki Oberkommando der Wehrmacht'nin (OKW) ekonomi ofisinde tartışılmaya hazır hale getirildi. 

  Sovyet demiryolu kapasitelerinin yetersizliği,karayolu taşımacılığının yetersiz oluşu ve yakıt sıkıntısı, Nazi ordusunun Sovyetler Birliği'nin batı bölgelerinde ele geçirdikleri bölgelerde karadan yaşayarak kendisini beslemesi gerektiği anlamına geliyordu. 

  Nazi Almanyasının doğudaki etnik halklara olan nefreti ve ordusunu besleme konusundaki kararlı tutumu bölgede birçok korkunç olayın yaşanmasına sebep oldu.

   Ukrayna'da belirlenen hububat fazlası, özellikle "kendi kendine yetecek" bir Almanya vizyonunda belirgin bir şekilde ortaya çıktı. Hitler’in Ağustos 1939’da Almanya’nın “Ukrayna’da, kimsenin bizi son savaşta olduğu gibi aç bırakamaması” gerektiğini belirtti.Ancak Ukrayna, Almanya'nın sorunlarını çözmek için ihracata yetecek kadar tahıl üretmemiştir. Naziler Almanya'yı beslemek için Ukrayna’daki tarımsal fazlalığı bulmak amacındaydılar.


Himmler Esir Kamplarını gezerken bir esir Rus askeriyle bakışıyor.


   6 Ağustos 1941'de Savaş İdaresi Departmanı yönetimi esirlerin beslenmesiyle ilgili ilk genel rehberi yayınladı. Bildiride cephelerde çalıştırılan esirlerin moralini düşürmemek için gerekli önlemlerin alınması gerektiği ifade edildi. Ayrıca açlıktan ölmek üzere olan esirlerin durumunu haklı gösterme amacıyla Sovyetler Birliği'nin Cenevre Sözleşmesi'ni imzalamadığı hatırlatıldı. Rehberde gıda standardı çalışmayan esirler için günlük 2040 kalori, çalıştırılan esirler için ise günlük 2.200 kalori olarak belirlendi. Bu oran, eğer gerçekten verilseydi bile standart yaşam gereksinimi için son derece düşüktü. Gerçekte esirlere çok daha az gıda sağlandı.

   Esirler Ağustos 1941'in sonlarına doğru kitlesel bir şekilde açlıktan ölmeye başladılar.21 Ekim 1941' "işe yaramayan" esirler için gıda oranı yüzde 27 oranında düşürüldü. Bu yeni oran esirlerin hala belirlenen düzeyde düzenli olarak yemek aldığı varsayımına göre belirlendi, ancak zaten yaralı veya hasta esirlere yiyecek nadiren veriliyordu. Dahası Wagner esirler için belirlenen yiyeceklerin yalnızca toplama kamplarının bulunduğu alanlardan gelmesini emretti, yani Wehrmacht'tan kamplara yemek ulaştırma durumu kaldırıldı. 

   Açlık Planı'nın varsayımına göre; Sovyetler Birliği'nin işgal altındaki bölgelerinde ele geçirilen gıda ürünleri ilk önce Wehrmacht birliklerine, daha sonra Nazi Almanyası'nda yaşayan sivillere ve işgal altındaki yerlerin nüfusuna, en son ise savaş esirlerine ulaştırılacaktı.


Açlıktan aşırı zayıflayan Sovyet savaş esirleri.


   13 Kasım 1941 tarihinde Wagner "Toplama kamplarında çalışmayan esirler açlıktan ölmeye mahkûmdur" açıklaması yaptı.Aynı politikanın bir parçası olarak Nazi askerlerine "esirleri beslemenin Alman çocuklarının beslenmesini mahrum etme ile aynı durum olduğu" propagandası yapıldı.İşgal altındaki bölgelerdeki nüfusun esirlere herhangi bir yardımda bulunması kesin bir dille yasaklandı ve ağır ceza kapsamına alındı. Ayrıca ön cephedeki bazı bölümlerde esirlere kış giysileri vermek yasaklandı.

İşgal edilen toprakların yönetimine getirilen Alfred Rosenberg esirlerin beslenmesi konusunda şu ifadelerini kullandı;

« Sovyet savaş esirlerinin kaderi büyük biçimli bir trajedidir. [...] Sovyetler Birliği'ndeki mevcut haberlere dayanarak, bölge insanının esirlere yiyecek vermeye isteği yoğundu. Bunu önleyici birkaç toplama kampı komutanı bu fırsattan başarıyla yararlandı. Bununla birlikte çoğu durumda sivil nüfusun savaş esirlerine yiyecek dağıtmasını yasakladılar ve onları açlığa mahkûm etmeyi tercih ettiler. »

 Savaşın sonunda Sovyet Rusyasının kayıpları 26.6 milyon kişi olarak açıklanmıştır.Bunun 8.700.000'i askerdir.

"Bir daha yaşanmaması dileğiyle"


Yazar=Alp B.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar